SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Eylül 2018, Pazar

Agustos 2018 Sayısı

Yıl : 15 | Sayı : s_172

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.kaucukistanbul.com


https://www.sandvik.coromant.com/tr-tr/campaigns/primeturning/pages/default.aspx?internal_camplink=primeturning&internal_camplink_type=highlight


https://www.trex.com.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Nilgün Yalım Eren
yalimeren@yahoo.com.tr


Ufak Şeyleri Dert Etmeyin (3.Bölüm)


Dr.Richard Carlson (1961-2006)

Dr.Richard Carlson, Amerikalı yazar, psikoterapist, ve motivasyon konuşmacısıdır. 1961 doğumlu olan yazarın ilk kitabı 1985 yılında yayınlanmıştır.  Ufak şeyleri dert etmeyin, hepsi de ufak şeylerdir  kitabı 1997 yılında en çok satanlar listesine girmiş ve iki yıl boyunca en çok okunanlar listesinde kalmıştır. 2006 yılında kitap tanıtımı için San Francisco dan New York a giderken uçakta hayata veda etmiştir. 

Bu değerli kitabın özetini bölümler halinde paylaşmaya devam ediyorum: 

22- Zihninizde Özel Bir Bölüm Açın: 

Bu yöntem sizi hiç yormadan ve çok etkili biçimde aklinizi kullanmanızı sağlayacaktır.  Siz o anda başka bir şeyle meşgulken zihninizin başka bir sorunu çözmesine izin vermektir. Bu işlem tıpkı ocağınızda hafif ateşte yemek pişirmeye benzer. Malzemeler iyice birbirine karışır ve tam kıvamına gelerek lezzetli bir yemek oluşturur. Ne kadar az müdahale ederseniz sonuç o kadar iyi olur.
Tıpkı buna benzer biçimde yaşamda da birçok sorunu çözebiliriz. Bunun için zihnimizin bir bölümünü bir dizi sorun, değişkenler ve olası çözümlerle yüklemek yeterlidir. Tıpkı çorba yaparken olduğu gibi, yüklediğimiz fikirlerin kıvamında gelişebilmesi için, zihnimizin bu bölümüne hiç müdahale etmemeliyiz.

İster bir sorunu çözmek için debeleniyor olun, ister birinin adını hatırlamakta zorlanın, zihninizin bu bölümü hep size yardıma hazırdır. Hemen o anda çözüm bulamadığımız konularda sessizce çalışır.

Bu yöntemin öngördüğü şey sorunların yok sayılması veya bırakılması değildir, bunun yerine sorunu zihninizde hafifçe tutuyor fakat etkin bir biçimde onu düşünmüyorsunuz. Bu basit teknik pek çok sorununuzu çözmeye yarayacak ve yaşamınızdaki stresle yorgunluğu büyük ölçüde azaltacaktır 

23- Her Gün Bir Dakikanızı Teşekkür Edecek Birini Düşünmek İçin Harcayın:

Şükran ve iç huzuru birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Bana verilen yaşam nimeti için ne kadar içten minnet duyarsam kendimi o denli daha huzurlu hissederim. O halde şükran duygusunun gelişmesi için biraz pratik yapmak gereklidir.

Yaşamınızda minnet duyacağımız pek çok kimse vardır; aile bireyleri, geçmişimizde kalan insanlar, öğretmenlerimiz, iş arkadaşlarımız, sizi bir sıkıntıdan kurtarmış olanlar ve bunun gibi yüzlerce kişi olabilir ya da bir düzlemde yaşamın kendisi veya doğanın güzelliği için de minnet duyabilirsiniz. 

24- Tanımadığınız İnsanların Gözlerine Bakın Ve Gülümseyerek Merhaba Deyin: 

Yabancılarla ne kadar göz temasınız olduğunu hiç düşündünüz mü? Nedendir? Onlardan korkuyor muyuz? Yüreğimizi tanımadığımız insanları açmaya engel olan şey nedir?
Bu soruların cevabını ben de bildiğimi söyleyemem ama bildiğim bir şey varsa o da yabancılara karşı tavrımızın genel anlamda mutluluğumuza paralel oluşudur. Başka bir değişle başını yere çevirmiş ve gözlerini kaçırarak yürüyen bir insanın mutlu ve sevinçli bir kimse olması mümkün değildir.
Size dışavurumcu olmanızı, başkalarının gününü aydınlatmak için enerji harcamanızı veya cana yakın rolü yapmanızı öneriyor değilim. Tavsiyem sadece, yabancıları da sizden pek farklı olmayan insanlar gibi kabul ederek, onlara hem saygılı olmanız hem de selam vermenizdir. Bunu yaptıkça kendinizde de güzel değişiklikler olduğunu fark edersiniz. Fark edeceğiniz önemli bir şey de ilk adımı siz attığınız zaman karşınızdaki insanın ne kadar iyi ve minnettar olabileceğidir.

25- Her Gün Kendinize Biraz  Sessiz Zaman  Ayırın: 

Bu stratejiyi kaleme alırken sabah saatin 4:30 u idi; günün en sevdiğim zamanı. Eşim ve çocuklarımın yataktan kalkmasına ve telefonun çalmaya başlamasına daha çok var. Bu sürede kimse benden bir şey yapmamı istemeyecek. Dışarıda çıt yok ve ben bir başınayım. Yalnız olmanın, düşünecek zaman bulmanın ve sessizliğin tadını çıkarabilmenin son derece tazeleyici ve huzur veren bir yönü vardır.

Kendisiyle barışık bir insan tanımadım ki gününün bir bölümünü  sessiz zaman  olarak ayırmasın. On dakikalık bir yoga meditasyonu veya doğada kısa bir gezinti olsun kendinize ayıracağınız sessiz zamanın çok önemi vardır.

 26- Yaşamınızdaki İnsanları Minik Çocuklar Ve 100 Yaşında İhtiyarlar Olarak Düşünün: 

Sizi gerçekten çok sinirlendiren kızdıran birini düşünün sonra gözlerinizi kapayıp bu kişiyi bir çocuk olarak hayal edin. Onun minicik yüz hatlarını ve masum bakan gözlerini görmeye çalışın. Unutmayın ki çocukların hata yapması doğaldır ve hepimiz bir zamanlar çocuktuk.

Şimdi saati bir anda ileriye alın ve aynı kişiyi yüz yaşında ve ölüm döşeğinde gözünüzde canlandırın.  Solgun ve yıpranmış gözlerini, dudaklarındaki hafif tebessümü görmeye çalışın. O tebessümde artık hayat anlamış olmanın bilgeliği ve yapılan hataların sessiz itirafları vardır. 

Unutmayın ki bizim de yüz yaşına gelmemize, ya da ölüm döşeğinde yatmamıza sanıldığı kadar çok kalmamıştır. Bu teknik uygulayana daima o an için gerekli perspektifi ve şefkati sağlayacaktır. 

27- Önce Karşınızdaki Kimseyi Anlamayı Hedefleyin:
 
Bu tekniği Stephen Covey in  Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı  kitabından aldım.  Bu yöntemi kullanarak kısa yoldan daha etkili bir insan olabilirsiniz.

Karşınızdaki insanların nereden geldiklerini, ne yapmaya çalıştıklarını, neye önem verdiklerini ve bu gibi noktaları anladıktan sonra, sizin anlaşılmanız hiçbir çaba gerektirmeden doğal olarak gerçekleşecektir. Ancak bu süreci tersine çevirmeye kalkarsanız, (ki çoğumuz böyle yaparız) sonuç hüsran olur. İletişim sekteye uğrar ve belki de konuşma bir kişilik çatışması halinde son bulur.

Evliliklerinin ilk on yılını mali konularda tartışarak mutsuz geçiren bir çiftle çalışmıştım. Adam kazandığı her kuruşu karısının biriktirme isteğini anlayamıyordu. Kadın da eşinin çok harcama heveslisi oluşundan yakınmaktaydı. İkisi de anlaşılmadığını hissediyordu. Aslında çözüm basitti.  Adam karısının kendi ebeveynleri gibi ileride bir gün beş parasız kalmaktan korktuğunu anladı.  Kendisi de babasının karısına sağladığı yüksek standardı eşine verememekten korkuyordu. Birbirlerini daha iyi anladıkça kırgınlıkları yerini karşılıklı anlayışa bıraktı.

Önce karşınızdakini anlamak kimin haklı kimin haksız olduğu konusu değildir, sadece etkili bir iletişim kurmanın temel felsefesidir. 

28- Daha İyi Bir Dinleyici Olun: 

Etkili dinleme sadece başkalarının sözünü kesmek, onların cümlelerini bitirmek gibi kötü alışkanlıklardan kaçınmayı sağlamaz. Aynı zamanda hemen karşılık vermek için karşınızdakini sabırsızlıkla beklemeden, onun bütün söyleyeceklerini sonuna kadar dinlemeye gönüllü olmaktır. 
 
Çoğu zaman iletişimi sanki bir yarışma gibi görürüz. Sanki hedefimiz konuşan kişinin cümlesini bitirdiği an ile bizim başlamamız arasında en küçük bir zaman boşluğu bırakmamaktır. 

Cevap verme hızınızı kesip daha iyi bir dinleyici olmak sizin daha huzurlu bir insan olmanızı sağlar. Çünkü üstümüzdeki baskıyı azaltır. Hemen cevabı yapıştırmak için karşınızdakinin ne söyleyeceğini tahmin etmeye çalışmanın ne çok enerji tükettiğini ve insanı gerdiğini fark edersiniz.
Oysa konuşan kişinin bitirmesini beklerken ve söylenenleri dikkatle dinlerken üzerinizdeki baskının kalktığını görürsünüz. Siz daha rahat hissedince bu konuştuğunuz insanlara da geçecektir.

 29- Savaşlarınızı Akıllıca Seçin:

Yaşam fırsatlarla doludur; ne var ki, bunlardan hangilerinin uğraşmaya değer, hangilerinin değmez olduğunu seçebilmek gerekir.  Uğrunda savaşacağınız şeyleri akıllıca seçerseniz, kazanmanız çok daha kolay olacaktır.

İşin gerçeği şudur ki; hayatın tam bizim istediğimiz gibi olması çok enderdir ve diğer insanlar çok ender olarak bizim istediğimiz gibi davranırlar. Hayatımızın bazen hoşumuza giden bazen de gitmeyen yanları olacaktır. Daima sizden farklı düşünen ve işleri sizden farklı yapan insanlar olacaktır. Eğer hayatın bu ilkesine karşı savaşırsanız, yaşamınızın çoğunu kavgayla geçirirsiniz.  

Eşinize sizin haklı, onun haksız olduğunu kanıtlamanın gerçekten bir önemi var mıdır?  Birisi ufak bir hata yaptı diye onunla kavga etmenin… Hangi lokantaya veya hangi sinemaya gitme tercihiniz kavga etmeye değer mi? Çoğu insan yaşamını bunun gibi binlerce şey için tartışarak geçiriyor. 

30- Ruh Halinizi Dikkate Alın: Moralinizin Bozuk Olduğu Zamanlar Sizi Yanıltmasın:

Ruh halimiz son derece yanıltıcı olabilir. Moraliniz iyiyken yaşam size çok güzel görünür. Bakış açınız doğru, sağduyunuz ve mantığınız yerindedir, ilişkileriniz pürüzsüzdür, iletişim su gibi akar. Tam tersi olup kötü bir ruh halinde iseniz yaşam size ciddi ve zor görünür, bakış açınız daralır, fazla alıngan olursunuz, çevrenizdekileri yanlış yorumlarsınız, davranışlarında kötü niyet ararsınız. İnsanlar her an iyi ruh halinde olmadıklarının farkında değildirler. Bunun yerine hayatlarının aniden ters gitmeye başladığını sanırlar.

O sabah iyi bir ruh hali ile kalkan bir adam karısını, işini ve arabasını seviyordur, geleceği hakkında iyimser, geçmiş içinse minnet duymaktadır. Fakat akşama doğru ruh hali değişip bozulursa, işinden nefret eder, karısını çekilmez bulur, arabası artık gözünde demir yığınıdır.

İşin gerçeği yaşam hiçbir zaman moraliniz bozukken göründüğü gibi kötü değildir. Kendinize  tabii ki şu anda öfkeliyim, (kırgınım, gerginim, patlamaya hazırım) çünkü moralim bozuk  diye hatırlatın.
Yaşamınızı analiz etmek için seçilecek en kötü zaman budur. Eğer gerçekten bir sorununuz varsa bu haliniz düzeldiği zaman da yine karşınızda olacaktır. İşin sırrı iyi olduğunuz zamanlar için şükretmek kötü dönemlerde ise ılımlı olabilmektir. Bir daha moraliniz bozulacak olursa kendinize  Bu da geçer  diye hatırlatın, nasılsa geçecektir. 

31- Hayat Bir Sınavdır Altı Üstü Bir Sınav:
 
Hayata bir sınav ya da sınavlar dizisiymiş gibi baktığınız zaman karşınıza çıkacak her engeli fırsat olarak görmeye başlarsınız. İster bir sorun bombardımanı altında olun, ister altından kalkılamayacak gibi görünen sorumluluklar ve engellerle karşılaşın, bunlara bir sınavmış gibi bakabilirseniz daima başarma imkanınız vardır. Sizi zorlayan engele tepeden bakmaya başlarsınız. Ama bu engelleri hayatınızı sürdürebilmek için mutlaka kazanılması gereken savaşlar gibi görürseniz, sizi zor bir hayat bekliyordur. 

Şu anda sizi üzen ergenlik yaşında bir çocuğunuz veya canınızı sıkan bir patronunuz olabilir. Konuyu bir sorun değil bir sınav olarak görmeye çalışın ve kendinize şu soruları sorun:  Bu konu neden yaşamımda bulunuyor? Ne anlamı olabilir ve bunu aşabilmek için neler gerekir? Konuya farklı bir açıdan da bakabilir miyim? Bunu bir sınav gibi görmem mümkün mü? 

Bir kez denerseniz sorulara vereceğiniz karşılıkların ne kadar değiştiğini görüp şaşıracaksınız.  
Kaynak: Dr.Richard Carlson / Ufak Şeyleri Dert Etmeyin-Hepsi de Ufak Şeylerdir  / Alkım Yayınevi /İstanbul 2004


 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

https://www.ankiros.com

http://maktekfuari.com/online-davetiye




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi