SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   14 Aralık 2018, Cuma

Haziran 2018 Sayısı

Yıl : 15 | Sayı : s_170

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

https://www.trex.com.tr


http://tubeandsteelistanbulfair.com/




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

H. Yücel Koç

Kriz


Sanırım üç sene olmuştur, üniversiteden birkaç arkadaşımla Beyoğlu nda buluşmuş eski günleri yâd ediyorduk.  Az sonra sevgili hocam Prof. Yalçın Küçük çok yakınımızdaki bir masaya oturdu. Her zaman olduğu gibi değişmeyen aksesuarları olan kırmızı atkısı boynunda, kalpağı kafasındaydı. Yirmi yılı aşkın süredir yüz yüze gelmemiştik hocayla. İnanılmaz bir şaşkınlığın ardından hemen masasına gittik. Her zamanki nezaketiyle ayağa kalktı, elimi sıkarken, o gözleri kısık, içinde derin gizemler barındıran bakışıyla  biraz kilo almışsınız ama gözleriniz hiç değişmemiş  dedi. İnanılır gibi değil, ne hafıza, ne zeka? Yine bizleri şaşırtmayı başardı. Sonra diğer arkadaşlarımla da tokalaştı, hepimizi zarif esprileriyle unutamayacağımız muhteşem güzel bir hatıranın ortağı yaptı. Vedalaştık ve masamıza döndük.

Hiç unutamam yine bir ekonomik kriz dönemiydi. Sanki eskiden daha sık krizler olur, ya da daha sık krizleri konuşurduk. O gün ilk ders Yalçın Hoca nın dersiydi. Boynunda atkısı, elinde kahve kupası salona girdi. Hoca hayatta tanıdığım en muhalif, en aykırı insanlardan birisiydi. Ben de çok gençtim ve her şeye, herkese, her düşünceye muhaliftim. Evrensel doğruların kemikleşmiş düşünce kalıpları içerisine sığdırılamayacağına inanıyordum. Ütopik düşünce tarzını hiç de afaki bulmuyordum. Ta ki  büyüdük ve kirlendi dünya  dizelerini idrak edene kadar. Başımdaki ütopik düşünce yelleri bana, Hocayla da ciddi polemiğe girme cesareti veriyordu. Bu cesaret Hocanın dersinden aldığım, ya da alamadığım notlarla bana acı acı dönüyordu ama gençlik ve muhalif olmak boyun eğmemekti, onun tabiriyle  çılgınlıktı ve çılgınlığı ben de onun gibi seviyordum. 

Tebeşirle tahtaya  kriz  yazdı sonra altına x ve y eksenleri olan bir cetvel çizdi. Sıfır noktasına yakın bir yerden başlayan, y ekseni boyunca yükselen, sonra x eksenine doğru inip, x ekseniyle kesişmeden tekrar aynı hareketi sergileyen bir tablo hazırladı. Tablo, krizlerin sonsuz olmadığı gibi yükselişlerin de sonsuz olmadığını, sadece geçiş sürelerinin farklılıklar gösterebileceğini ve her inişin bir çıkışı, her çıkışın da bir inişi olduğunu ifade ediyordu. Hoca bu döngüye ekonominin temel kurallarından birisidir gözüyle yaklaşıyordu. Hocanın anlattıklarını ne kadar anlayabildik, derinliğinin ne kadarını yakalayabildik bilmiyorum ama, o dersi de unutulmaz kılmayı başardı.

Ülkemiz krizler ülkesi. Sadece ekonomik krizler mi? Elbette ki hayır. Bizde her gün, her saat hatta her an nasıl bir krizin patlayacağını bilemezsiniz. Bizler için olağan dışı olan, krizlerin olmadığı, açık, düzenli sistemler… Olanağımız ise kapalı ve ultra karışık, kompleks sistemler. 

Geçen yıl eylül ayında bir hafta İspanya daydım. İki üç gün boyunca ülkenin ana gündemi, küçük bir sahil şehrinde bir otomobilin kaldırıma çıkarak bir yayaya çarpması ve yayanın ölümüydü. Günlerce televizyonlarda ve gazetelerde bu konu konuşuldu. Bir de bizi düşünün, onların inanamadıkları olay bizim gündemimizde gündem konusu olamaz.

Konumuza dönersek, ekonomik krizler ülkemizin kanıksanmış gerçeklerinden. Bizler böyle yaşamaya alıştık. İnanın dünyanın en iyi kriz yöneticileri bizden çıkıyor. Buna sevinmeli miyiz, bilemiyorum. Ama hayatımızın gerçeği bu. Yıllarımızı, emeklerimizi, kazanımlarımızı boşa harcadığımız bu krizlerin çıkış ve tepede kalma sürelerini uzatmayı, iniş ve dip sürelerini kısaltmayı da artık öğrenmeli ve gereğini yapmalıyız. Bunu başarmanın yolu topyekün bir anlayış değişikliği yaşamamızdan geçiyor. Yeni şeyler keşfetme ihtiyacımız yok. Biliyoruz ki güçlü ve istikrarlı ekonomi, doğru ve ilkeli demokrasileri seviyor. Şeffaflık vazgeçilemez unsur ve denetlenebilir, hesap verilebilir yapılar istiyor. Siyasi istikrara ve dış politikada kalıcı politikalar üreten uzlaşmacı diplomasiye ihtiyaç duyuyor. Köhnemiş ekonomik yöntemlerle sürdürülen üretim anlayışı yerine katma değeri yüksek, çevreci, yüksek teknolojik üretim yöntemlerini istiyor. Siyasi popülerizmden ise kaçıyor, israfa dayanamıyor. Nihayet bunları yapabilecek, anlayabilecek insanlar için ise evrensel, çağdaş eğitime ihtiyaç duyuyor. 

Bu anlatılanları yapan ve yapmayan ülkeler gün kadar açık, gözlerimizin önündedir. Büyük stratejiler, büyük yaklaşımlar peşinde koşmak yerine, yapılmış, denenmiş ve sonuçları kanıtlanmış basit, sade, öz olanı görmemiz, bir an bile beklemeden işe koyulmamız gerekmektedir. Bunun için ülkenin her bireyinin, her kurumunun yapabileceği bir şeyler vardır. 

Zaman, karamsarlığa kapılıp, depresyonlar içinde boğulma zamanı değil, yapabileceğimize inanıp, kişisel çıkarları bir yana bırakıp,  hadi yapalım  deme zamanıdır. Sonu gelmeyen, geleceğimizden çalan ve ümitlerimizi kıran krizler, kaderimiz olmamalıdır. Birilerinin gelip bizleri kurtarmasını beklemek, boşa bekleyiştir. Çare, çaresizliğe mahkum olmak istemeyenlerin birlikte ve özverili çabalarında gizlidir.

Umutlu günler dileklerimle.


 

 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://www.win-eurasia.com/tr

http://bit.ly/2B0388W




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi