SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   24 Ağustos 2019, Cumartesi

Nisan 2019 Sayısı

Yıl : 16 | Sayı : s_180

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

https://www.trex.com.tr


http://izmirmaktekfuari.com/e-davetiye2


http://www.kalitefuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 

























 

Nilgün Yalım Eren
yalimeren@yahoo.com.tr


Ufak Şeyleri Dert Etmeyin (9.Bölüm-Son)



Dr. Richard Carlson (1961-2006)

Dr. Richard Carlson, Amerikalı yazar, psikoterapist ve motivasyon konuşmacısıdır. 1961 doğumlu olan yazarın ilk kitabı 1985 yılında yayınlanmıştır.  Ufak Şeyleri Dert Etmeyin, Hepsi de Ufak Şeylerdir  kitabı 1997 yılında en çok satanlar listesine girmiş ve iki yıl boyunca en çok okunanlar listesinde kalmıştır. 2006 yılında kitap tanıtımı için San Francisco dan New York a giderken uçakta hayata veda etmiştir. 

Bu değerli kitabın özetinin son bölümünü sizlerle paylaşıyorum. 

86- Duygularınıza Kulak Verin (Size Bir Şey Söylemeye Çalışıyorlar)

Duygularınız tıpkı bir barometre gibidir. Size iç dünyanızdaki havanın nasıl olduğunu gösterir. Kendinizi düşüncelerinize kaptırmadığınız, olayları aşırı ciddiye almadığınız zamanlarda, duygularınız genellikle olumludur.  Yaşamınızın pek de hoş geçmediği ,öfkeli, küskün, bunalımda, hüsran içinde olduğunuz zamanlarda duygularınızda oluşan uyarı sistemi hemen kırmızı alarma geçer.  Artık düşünceleriniz sapmaya başlamıştır. Bu durumda zihinsel ayarlama yapmak gereklidir. Duygularınızı otomobilinizin gösterge tablosundaki uyarı sinyalleri gibi düşünün. Bu sinyaller aracınızı daha fazla zorlamamanızı bildirir. 

Genel inanışın tersine olumsuz duyguların incelenmesi ve çözümlenmesi gerekli değildir. Çözümlemeye kalkıştığınız zaman sizi daha da uğraştıracak yeni olumsuz duygular belirir. Hayat acil bir durum değildir, yeter ki siz bu hale getirmeyin.

87- Birisi Topu Size Atarsa, Bunu Tutmak Zorunda Değilsiniz 

İçimizdeki mücadelelerin çoğu başkalarının sorunlarına sarılmamızdan kaynaklanmaktadır. Birisi kendi derdini bize anlattığında hemen bunu yakalamak zorunda olduğumuzu sanıp bu işe kendimizi de katarız. Ancak size atılan topu tutmak zorunda olmadığınızı hatırlarsanız, yaşamınızdaki stresi bir hayli azaltabilirsiniz. Amaç hiçbir zaman topu tutmamak değil, önceliklerinizi bilmektir. Çok meşgul olduğunuz bir sırada çalan telefona bakıp bakmama hakkına sahipsiniz.  Çünkü açmak sorumluluk almak demektir.

88- Bu Da Geçer 

Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır ve öyle olması da gerekir. Başınızdan geçen her olay artık bitmiştir. Aklınıza gelen her düşünce başlamış ve sona ermiştir. Her duygu ve ruh hali değişip, yerini başka birine bırakmıştır. 

Hayal kırıklığımız iki ana nedenden oluşur. Keyifliyken bunun hep böyle sürmesini isteriz. Ya da bir derdimiz varsa hemen bitmesini isteriz. Ama çoğu zaman öyle olmaz. Mutsuzluk, yaşadığımız anların doğal akışına karşı debelenmenin bir sonucudur. Yaşamın sadece birbiri ardına gelen durumlardan ibaret olduğunu bilmenin büyük yararı vardır. İçinde bulunduğumuz bu anı, başka bir an izleyecektir. Hoşunuza giden bir şey oluyorsa, bu anın getirdiği mutluluğun tadını çıkarın. Unutmayın ki o an yerini er geç başka türlü bir ana bırakacaktır. Eğer bunu kabul edebiliyorsanız, o an değişirken bile huzurlu kalabilirsiniz.

89- Yaşamınızı Sevgiyle Doldurun 

Yaşamımızın sevgiyle dolu olmasını istiyorsak, bunu gerçekleştirmek için ilk çabayı bizim göstermemiz gerekir. Arzu ettiğimiz sevgiyi bize başkalarının sağlamasını beklemektense, kendimiz bir sevgi kaynağı olmalıyız. 

Derler ki:  İki nokta arasındaki en kısa mesafe, niyettir.  Sevgi dolu bir yaşamın başlangıç noktası da önce bir sevgi kaynağı olma arzusu ve kararlılığıdır. 

Yüreğinizi daha büyük bir sevgi barındıracak kadar açarsanız, önceliğiniz sevgi toplamak değil de kendinizi sevgi kaynağı yapmak olursa büyük bir adım atmış olursunuz. Ne kadar çok sevgi gösterirseniz, o kadar çok sevgi görürsünüz. Çok geçmeden de dünyanın en büyük sırlarından birini keşfederseniz: Sevginin ödülü kendisidir.

90- Kendi Düşüncelerinizin Gücünü Bilin 

Düşüncelerinizle duygularınız arasında bir ilişki vardır. Önce öfkeli düşünceler üretmeden birisine kızmayı ya da üzecek şeyler düşünmeden üzülmeyi, kıskanmayı düşünmeden kıskanmayı deneyin… Yapamazsınız, bu mümkün değildir. Bir duyguyu yaşayabilmek için önce o duyguyu yaratacak bir düşünce üretmeniz gerekir. 

Mutsuzluk kendi kendine doğup var olamaz. Mutsuzluk yaşamınız üzerindeki olumsuz düşüncelere eşlik eden duygudur. Bu düşünce yokken mutsuzluk, stres ya da kıskançlık da var olamaz. Olumsuz duygularınız, sizin kendi düşünme tarzınızdan başka bir şey değildir. Bundan kurtulmak için alıştırma yapmanız gerekir. Tıpkı üstümüze gelen sinekleri savar gibi, olumsuz düşüncelerinizi de kovmayı başarabilirsiniz.

91-  Daha Fazlası Daha İyidir  Diye Düşünmekten Vazgeçin

Dünya nüfusunun sadece altıda biri Amerika da yaşadığı halde doğal kaynakların neredeyse yarısını kullanıyoruz. Eğer daha fazlasına sahip olmak gerçekten iyi bir şey olsaydı, bizler zamanların en mutlu en doygun kültüründe yaşıyor olurduk. Oysa dünyanın en doymamış kültürlerinden biriyiz.

Çok şeye sahip olmak kötü veya zararlı bir şey değildir. Fakat daha fazlasına sahip olmak arzusu doyumsuzluk yaratır ve bunun sonu yoktur. Daha fazlasının daha iyi olduğuna inandığınız sürece doymak bilmezsiniz. Bir şey elde ettiğimiz veya bir başarı kazandığımız zaman sırada ne var diye bakarız.  Bu da yaşadığımız hayat ve sahip olduğumuz onca nimet için minnet duymamızı engeller 

Elinizdekilerle mutlu olmayı öğrenmek için dikkatinizi yaşadığınız ana verin, neyi istediğinize değil. Kendinize şunu hatırlatın: İstediğiniz şeyi elde edince yine tatmin olmayacaksınız. Çünkü şu anda daha fazlasını isteyen zihniyet, o zaman da isteyecektir.

Mutluluğun en güzel ölçüsü, sahip olduklarınızla, ne istediğinizi ayırt edebilmektir. Bütün ömrünüzü daha fazlasını isteyip, sürekli mutluluğu kovalayarak geçirebilirsiniz. Ya da bilinçli olarak daha azıyla yetinmeye karar verebilirsiniz.

92- Kendinize Hep Şu Soruyu Sorun:  Gerçekten Önemli Olan Nedir? 

93- Hayatı Olduğu Gibi Kabul Edin

Birçok felsefenin en temel manevi ilkelerinden biri, hayatın belirlediğiniz gibi olmasında ısrar etmeyip, yüreğinizi o anda olanlara açık tutmak düşüncesidir. Bu düşünce çok önemlidir, çünkü içimizdeki mücadelelerin çoğu hayatı kontrol etme arzusundan ve gerçekte olduğundan farklı hale getirme ısrarından kaynaklanmaktadır. 

Ne var ki, hayat her zaman hatta çoğu zaman istediğimiz gibi değildir, sadece olduğu gibidir. Bizim huzurumuz o anın gerçeğini ne kadar kabul edebildiğimize bağlıdır. 

Bir çocuğun yakınmalarına, eşinizin hoşnutsuzluğuna ya da bir projenin başarısızlığına tepki göstermektense, yüreğinizi açın ve o anı olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Derin bir soluk alın ve tepkinizi yumuşatın.

Yüreğinizi bu şekilde açarken amacınız, yakınmalardan, reddedilmekten ya da başarısızlıktan hoşlanıyormuş gibi görünmek değildir. Sadece hayat umduğunuz gibi gerçekleşmediği zamanlarda, bunu kolayca kabul edebilecek hale gelmektir.

94- Kendi İşinize Bakın

Kendinize ait onca gerçek sorunla, yapmanız gereken onca işle başa çıkmaya çalışırken huzurlu bir hayat sürmeye çalışmak zaten zordur. Ama bir de başka insanların sorunlarıyla uğraşmayı kalkarsanız, sizin huzurlu olma hedefiniz imkansız hale gelir.

 Onun yerinde olsam, bunu yapmazdım.  Ya da  Onun bunu yaptığına inanamıyorum.  gibi sözler söylemişsinizdir. Kim bilir, kaç kez sizin kontrolünüzde olmayan şeyler için üzülmüş, sinirlenmiş ve huzursuz olmuşsunuzdur. Bu strateji başkalarına yardım etmekten kaçınmak değildir. Amaç birisine ne zaman yardım edeceğimize ve ne zaman karışmayacağımıza doğru karar verebilmektir.

95- Olağan Şeylerdeki Olağanüstülüğü Arayın

Biz hayatta ne istersek onu görürüz. Eğer çirkinlik ararsanız her yerde bulabilirsiniz.  

Dünyamızdaki olağanüstü uyumu, evrenin kusursuzluğunu, doğanın olağanüstü güzelliğini, insan yaşamındaki inanılmaz mucizeyi görebiliyor musunuz? Şükredeceğimiz, hayranlıkla bakacağımız o kadar çok şey var ki… Hayatın kendisi çok değerlidir ve olağanüstüdür. 

96- Bugünü Son Gününüzmüş Gibi Yaşayın. Öyle Olabilir!

Ne zaman öleceksiniz? Elli yıl sonra mı, yirmi mi, on mu, bugün mü? İşin doğrusu, daha ne kadar ömrümüz olduğu hakkında bir fikrimiz yoktur.  Ama sonsuza dek yaşayacakmış gibi davranırız. Yapmaya derin bir istek duyduğumuz şeyleri erteler dururuz. 

Hareketlerimizi haklı göstermek için gerekçeler üreterek zamanımızın ve enerjimizin çoğunu hiçte o kadar önemli olmayan şeyler için harcarız. Birçok şeyi yapamayacağımızı öne sürerek, kendi yarattığımız sınırlar içinde hapsoluruz. 

Bu kitabı, size her gününüzü sanki bu dünyadaki son gününüzmüş gibi yaşamanızı önererek bitirmeyi uygun buluyorum. Bununla amacım sadece yaşamın ne kadar değerli olduğunu hatırlatmaktır. Hayat fazla ciddiye alınamayacak kadar önemlidir. Lütfen en temel stratejiyi unutmayın: 

 Ufak şeyleri dert etmeyin. 
Kaynak: Dr. Richard Carlson/Ufak Şeyleri Dert Etmeyin-Hepsi de Ufak Şeylerdir/Alkım Yay./İstanbul, 2004

 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://aluexpo.com

http://www.metalexpo.com.tr




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi